Türkiye ICT Sektörünün Durumu Nedir? Gelişmesi İçin Neler Yapmak Gerekir?

Buradasınız

 
Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul, Türkiye’de ICT sektörünün durumunu ve sektörün gelişimi için izlenebilecek politikaları aktardı. İşte konuşmasından satır başları;

Öncelikle bilişim sektöründen neler anladığımızı ve nasıl anladığımızı sayılarla özetlemek isterim. ICT sektörüne biraz dış ticaret bağlamında bakarsak 2017’de Türkiye’nin ICT dış ticaret açığının GSMH’ya oranı, GSMH’sı en büyük ilk 20 ülkenin en kötü skoru olarak %1.3 seviyesindedir ve ICT dış ticaret açığı, toplam açığımızın %17.6’sından sorumlu.

Öyle ki Türkiye 2017’de bir birimlik ICT mal ve hizmet ihracatı yapmak için 5,77 birimlik ICT mal ithalatı yaptı, yani 6 katlık bir farktan bahsediyoruz. Bu skor GDP ilk 20 ülkeleri içinde en kötü 2. skor, 1 numarada Suudi Arabistan yer alıyor. Türkiye’nin ICT ihracatının toplam ihracata oranı ise sadece %1,1 ve tüm ülkelerde 107. sırada yer alıyor.

İthalat ve ihracatın toplamına yani dış ticaret hacmine baktığımızda ise, Türkiye en büyük 33. pazar konumunda. Bu 33 ülkede ICT dış ticaret hacmi, 2012 ve 2017 yılları arasında ortalama %9 artmış. Türkiye’de ise %28 artmış. Yani çok hızlı büyüyen bir pazardan bahsediyoruz. Küçük ama hızlı büyüyen bir pazar. Kötü olan ise, Türkiye bu gruptaki ICT dış ticaret açığı veren ülkelerdeki artış hızında 1 numara.

26 Avrupa ülkesi arasında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye 100 bin kişiye düşen yazılımcı sayısında 153 yazılımcı ile son sırada. Bu grupta ortalama yazılımcı sayısı 987. Çin ve Hindistan’ı dışarda bırakırsak bilişim sektöründe belirli bir büyüklüğe gelmiş olan 22 ülke arasında Türkiye, 4.281 dolarlık yıllık net gelir ile yine en kötü ikinci skora sahip. Bu grupta yazılımcılara kalan ortalama yıllık gelir 15.269 dolar. Yani kısaca hem yazılımcı sayımız az, hem de yazılımcılarımız az kazanıyor.

26 Avrupa ülkesinde 2013-2018’de sektöre çekilen sermaye yatırımlarına bakıldığı zaman, Türkiye 300 milyon dolar ile 21. sırada. Ülke başına ortalama sermaye yatırımı ise 2,34 milyar dolar. Yazılım uzmanı bazında bakarsak Türkiye’de yazılımcı başına 2.435 dolarlık bir yatırım çekmişiz, diğer ülkelerin ortalaması ise 12.823 Dolar. Yani çok az yatırım çekiyoruz.

Türkiye’nin kira giderlerine baktığımızda ise bu 26 ülke arasında 11. sırada yer alıyoruz. Kiralarımız da kazandığımız bedele göre görece yüksek.

Peki devlet ne yapmış bu dönemde, kamu tarafında ne olmuş?
2013-2018 yıllarında reel rakamlarla sektördeki toplam 41.142 firmaya ya da projeye 11,3 milyarı vergi destekleri ve 1.5 milyarı da nakdi olmak üzere toplam 12,8 Milyar TL’lik destek sağlandı. Toplan destek ihracat oranımız %53. Daha net söylemek gerekirse 100 birimlik ihracat için devlet 53 birimlik nakdi ve gayrinakdi destek vermiş.

Teknoloji geliştirme bölgesindeki şirketlere baktığımızda 2001-2018 yılları arasında teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 31 kat artmış, buradaki firma sayısı 88 kat artmış, çalışan sayısı ise 221 kat artmış. Fakat buradaki firmaların ortalama çalışan sayılasına baktığımız zaman 10 kişi ile yatay bir seyir izlemiş. Bu firmaların ortalama gelirleri de 2018’de 6 milyon TL. Yani 10 kişi çalışan, yıllık 6 milyon lira kazanan, ihracatları da 267 bin dolar civarında olan firmalardan bahsediyoruz.

Patentler konusunda da bahsetmek istiyorum. Yıllık ortalama patent başvuru sayısı 70, bunlardan da tescil edilenlerin sayısı 42.

Bilişim 500 2017 verilerine baktığımız zaman tamamen yerli ürünlerden hizmet sağlayan yerli şirketlerin toplam gelirden aldığı pay %3,7. Yerli yazılım şirketlerinin gelirleri, yabancı yazılım şirketlerinin gelirlerinin %47’si seviyesinde.

2018’de çoğu Türkiye’den 28 girişim sermayesi, 29 ICT şirketine yatırım yapmış, yatırım alan bu şirketlerin önemli bir ortak özellikleri var, o da hepsinin bulut hizmeti sunması. Toplamda 1,035 milyar dolarlık yatırımla ICT, en çok yatırım almış dördüncü sektör.

Yine Bilişim 500 2017 verilerine göre, yazılım gelirleri 15 milyon liradan yüksek, tamamen yerli ürünler üreten şirketlerin çoğu ağırlıklı olarak sunucu ve lisanslama tabanlı eski tip iş modellerine sahip. Bunların önemli bir kısmı yatırım almamış ya da yatırım almak istemeyen gerçek kişilere ait. Yine ciddi bir kısmı da büyük oranda tek bir müşteriye sahip ya da cirolarının yüzde 80-90’lık bir kısmını tek bir müşteriden sağlayan banka iştirakleri durumunda. Yani tamamen gerçek firmalardan bahsetmiyoruz.

Tüm bunlardan anladıklarımı şöyle özetleyebiliriz;
- Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektöründe orta ölçekte ve hızla büyüyen bir pazar olan ülkemiz, GDP ilk 20 ülkeler grubunun GDP’ye göre en yüksek ICT dış ticaret açığına sahip ülkesi ve en yüksek ikinci ithalat-ihracat skoruna sahip üyesi. Dış ticaret açığının yaklaşık %18’i bu sektörden geliyor. Diğer bir deyişle Türkiye, özellikle yabancı ürünler için çok verimli bir pazar ve görece güçlü bir müşteri.

- Belli başlı Avrupa ülkeleri arasında nüfusa oranla en düşük yazılımcı sayısına sahip ülkemizde yazılımcı sayısı 2018’de %16,5 arttı. Bu önemli çünkü Avrupa’da ortalama %4,2. Yani yazılımcı net geliri ile yazılımcı bazında sermaye yatırımında en düşük değerlerden birine sahip ülkemizde, düşük ücretli, az sayıda fakat hızla sayıları artan yazılım uzmanlarına sahibiz.

- Teknoloji geliştirme firma sayıları hızla arttı. Devlet sektöre ihracatının yarısından fazla destek verdi.

- 2012-2017 yılları arasında ihracat artısı %19’da kaldı ama ithalat artışımız %32. Makas gittikçe açılıyor, o yüzden ICT dış ticaret açığının artmasında bir numarayız.

- Bilişim İlk 500 2017 verilerine göre 262 yerli firmaya baktığımız zaman da yıllık ortalama gelirlerinin 24,7 milyon TL. KOBİ’lerden bahsediyoruz esasen.

Yani sonuçta çalışan sayısı ve ciroları düşük yazılım firmalarıyla zayıf bir ihracat performansımız var.

Bu bahsettiklerimiz sıkıcı veriler gibi gelebilir. Ben köken olarak bilişim sektöründe uzun yıllar çalışmış biriyim, 4 yıldır Cumhurbaşkanlığında aktif olarak çalışıyorum. Dolayısıyla hem kamu hem özel sektördeki deneyimlerimi size aktarmak istiyorum.

Öncelikle ICT bir sektörden çok daha fazlasını ifade ediyor. ICT bir altyapı bileşeni aslında, çünkü her şeyle ve herkesle ilgili.

İnsanlar, firmalar ve ülkeler için böyle bir dünyada iki ihtimal var. Ya bu sürecin içinde gerçek bir oyuncu olarak yer alıyorsunuz ya da “ben de yaptım, ben de geliyorum, ben de yaparım” şeklinde taklitçi bir hal alıyorsunuz.

Çok önemli bir nokta da özel ve kamu sektörünün rol ayrımlarını ve nasıl bir paylaşım modeli geliştirebileceklerini bilmektir. Kamunun temel rolü, eşitlikçi ve optimize eden bir şekilde sektörlerin gelişmesini sağlayacak bir ortamı kurmak ve sürdürmek. Fakat ICT sektörünün geliştirilmesi işi yalnızca kamunun sırtına bırakılmamalı. Herkesin kendi işini yapması gerekiyor.

Kamu ve özel sektörün nasıl bir paylaşım modeli geliştireceğini netleştirmesi lazım. Bu da aslında özel sektörün ölçek ve kapsam ekonomisine ermesini gerektiriyor. Bu aşamada benim 3 tane çözüm fikrimi paylaşmak istiyorum.

  1. ICT mal ve hizmet ihracatının arttırılması için ölçekli bir yapının kurulması. Kamunun bu yapıyı dışardan desteklemesi. Bunun içinde özel sektörün başı, sonu, bütçesi ve yol haritası belli olan şeyler önermesi ve kamuyu da doğru şekilde kullanması gerekiyor, kamu sizin için var.
  2. ICT sektörüne daha fazla finansal yatırımcının çekilmesi, birleşme ve satın almaların desteklenmesi. Bunun için de sektörün finansallarının ve finansal dışı verilerinin paylaşılması gerekir.
  3. ICT sektörünün inovasyon, birliktelik, ekosistem, uluslararasılaşma ve genç kuşaklarla yenilenme pratiğini, inancını ve ümidini geliştirecek atölye merkezleri, kümelenme, kuluçka merkezi, melek yatırımcı gibi yapıların sonuç ve para odaklı bir şekilde geliştirilmesi.

İhracat, yatırım ve kapsayıcılık olarak özetliyorum bu üç önerimi. Bence bu önerilerin hayata geçirilmesinde bütün paydaşların yani özel sektörün, kamu sektörünün ve çalışanların çıkarları var.

En güvenilir ve sürdürülebilir motivasyon kaynağını ortak çıkarlar olarak görüyorum. Ortak çıkarlarımızın hepimizin faydası için hayata geçirilmesi. Ve bunu yaparsanız eğer kamuyu da etkin bir şekilde kullanabileceğinize inanıyorum.

Sunumun tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.
 
Kaynak: Bilişim 500 2019 Ödül Töreni
 
Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okudu;
2018 Türkiye Bilişim Pazarı
Türkiye'nin En Önemli Teknoloji Etkinlikleri
Endüstri 4.0 Nedir? Türkiye'den Akıllı Üretim Örnekleri

Yazar: Suat Uzuner

BENZER YAZILAR

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Güvenlik amacıyla kontrol edilecektir